
Bir zaman vardı
Beni tutan bir zaman
Sadece bir an vardı beklenen
Ve sadece bir suç vardı işlenmeyi kabullenen
Artık her şeyin geç olduğu saatlerde
Paketlenmiş duygu hisleri var olmuştu
/Kapılarında/
Asılı kalmış kırık nazar boncukları
İnandırmıştı onları
Bir /rüyaları/ vardı gerçekleşecek
Acımasız bir ruh, yol gösterecekti onlara
Renkli boya kalemleri gibi tek tek
Sembolleşeceklerdi /boyandıkları/ yerlerde
‘Eğer kalırsam biraz daha,
Seçmeden, sormadan hayallerin içinde,
Tahmin edebilecek miyim?
Tanrıların sobelendiği anları?’
/Zaman/ içinde kurmalı bir oyuncak olmaya devam ederken,
Kendi seçtiğimiz sahnelerin provalarını hangi kadının rahminde yapacağımızı seçememek...
Kadarıyla suç işlemek... Kadranıyla yaşlanmak bir başka çukurda...
Değişmeyen anları tekrar tekrar, tekrar etmekten başka yaptığımız bir şey olmadığını fark edince, kabuklaşmaya başlayan kaderimizi ören hangi tanrıça olacak?
Bu hangi tanrıça olacak ki; her seferinde aynı örgülerin farklı kombinasyonlarını oynatacak bize?
‘Değişen nedir?’
Sorularla yaşamaktan bıkmayacağız... Biliyorum ki; ‘hiçbir şey’ söylendiğinde mutlu olunacak. Hayatın ne getireceğini bilemeden ileri doğru yaşamak, yaş katmak olacak ölümlü bedenlerimize.
Hayat, Pandora’nın kutusunun kapağında yaşanıyor oysa... Duyulan sesler göksel, semavi, gizemli... /Uğruna/ elementlerin, atomların ve klasiklerin, biten ömürler var ki bu onurlu ömürlerin mirasları, bir opera sahnesinde sahnelendiğinde ‘bu’ duygu hissedilmekte...
‘Nedir bu duygu hissetmeye çalıştığım?’
Kendi içinde yaşanan kaotik sabahların müjdecisi gelecek... Tek bir not /bırakılmış olacak/:
‘CELESTİAL’
Gökten düşen elmalar çoktan çürüdü... Yeni şeyler gerek artık insanoğluna... /Yeni yaşlar/ gerek belki, yeni seslenişler...
Uzak ülkelerin cennetlerinden ödünç alınmışlıklarla birleşti kayıp cehennemler...
Yeni Bir Gün çalıyor kapılarımızı... Sessizliğin melodisinde duyulacak olan zilin sesiyle
Yakın bir yerden çıkmaya çalışacak ruhlarımız... Sabırsız... Duraksız...
Özge Şimşek
16.09.04
Silver_Angel
0 yorum:
Yorum Gönder